‘’SUYUN PLASTIĞI’’ ŞEYMA

“SUYUN PLASTİĞİ- KHORA”

Devabil Kara Mine Sanat Galerisi iş birliği ile sanat severleri alternatif bir sanat deneyimine davet ediyor. Bu projede sorgulanan sanat yapıtı, sergilenen mekanlar, sanatçı ve sanat nesnesi ile sanat izleyicisinin ilişkisi. Sanatı var eden bu unsurlar arasında dinamikler nedir sorusunu gündeme getiren farklı bir deneyimi amaçlıyor.

Sanatın temsil sorununun mekansal karşılığı olan galeri ve müzeler gibi sanat izleyicisi ile sanat eserini buluşturan mekanlar yapıt ve izleyici arasında hiyerarşik bir ilişkinin oluşmasına neden oluyorlar. Bu sanat yapıtının çağımızda kaçınılmaz olarak metaya dönüştürülmesi ile bir fetiş nesne haline gelmesi sanatçının imzasının da fetişleşmesine neden oluyor. Galerilerin müzelerden ayırt edici özelliği ise sanatçılarla zamanın ruhunun paydaşları oldukları kadar geleceğin sanatının da keşfedildiği alanlar olmalarıdır. Neyin sanat olup olmadığının tartışıldığı günümüzde bu sorunun anlamsızlığı güncel galeriler üzerinden giderilmekte. Galeriler kamuya açık alanlar olarak kültür- sanat yaşamına katıldıkları ilk andan beri sanatın özerkliğinin korunmasını temsil etmekle kalmaz sanat tarihinin de özerk olarak yapılanmasına hizmet ederler. Mine Sanat galerisi bu alternatif projeye ev sahipliği yaparak güncel olanın nabzını tutmaya devam ediyor.

Devabil Kara sanat yolculuğunda insan ve nesne arasındaki duyumsal, duygusal ve düşünsel ilişkileri farklı konseptler ile sorgulaya gelmiştir. Bu projede Platon’un kozmolojisinde yer verdiği “Khora” kavramına yoğunlaşıyor; Platon bilindiği gibi ontolojisini hiçbir zaman değişmeyen sonsuz idealar dünyası ve ideaların kopyası olan, zaman ve mekân ile tanımlanan, değişimin esas olduğu oluş dünyası ile açıklar. Kozmolojisinde ise bu iki türe ek olarak khorayı ekler. Khora, hem oluşu içine alan ve onu besleyen mekan olarak bir hazne hem de oluşu, varlıktan ayıran bir sınırdır. Mitostan logosa, düzensizlikten düzene, unutmadan hatırlamaya, statik olandan dinamik olana, kavranabilir olandan duyumsanabilir olana geçiş her zaman khora ile olasıdır. Herhangi bir şeyin var olabilmesi için bir yere ihtiyacı vardır; Khora nesnel olarak o yeri tanımlamaz, o yerin nesnesi ile oluşun arasındaki sınırdır. Bir bakıma “bir kap içindeki boşluğu sayesinde anlam kazanır” diyen kadim Uzak doğu felsefesindeki içinde bir oluşa izin veren boşluğu ile kap arasındaki ilişkidir Khora. Bir oluşun var olabilmesi için bir yere ihtiyaç vardır, khora bu bağlamda bir şeyin var olabilmesi için zorunlu olandır. Bir kabın içinde onun şeklini alan su ile kap arasında görünmez, elle tutulmaz ama yadsınamaz olan Khora’dır.

Sanat nesnel olarak temsil edilmesine karşın doğa, beden, duygular, kavramlar ve yaşam ile birleşen oluşların doğmasında büyük rol oynar. Nesnesinin nesnel sınırlarını aşar, özgürlüğü, geçmişe başkaldırmayı, yeniyi önermeyi, yaşamın değişken akışkanlığını temsil eder. Görme biçimini değiştirir, farkındalık yaratır, geleceğe ayna tutar. Sanat ve insan arasında Khora nerededir?

Nesnesi olmayan kavramlarla düşünüp anlam üreten insan, diğer yanda uzay zamanda yer kaplayan nesnel varlığı ile yaşamı sürdürmek zorunda bu yüzden de nesnel olana bağımlı. Yaşadığımız çağın hızlı döngüsü içinde insan nesneye olan bağımlılığı üzerinden şekillendirilmeye çalışılıyor. Daha az düşünen ve daha çok tüketen insan mutluluk, tatmin, başarı gibi soyut duyguları nesneler üzerinden yaşamak için daha çok nesneye sahip olmak, yaşadığı mekanları daha çok nesne ile doldurmak kaygısı ile yaşıyor. Kendi dışındaki nesnelere daha çok anlam yükledikçe kendisi daha anlamsız hale geliyor. Daha çoğuna sahip olma arzusu ve geçici hazlar ile içindeki boşluğu git gide büyüten insan değer hissetmek için de nesneler dünyasına bel bağlıyor. Bir sanat yapıtına sahip olmak, günümüz sanat endüstrisinin pompaladığı şekliyle sanatın kendisine sahip olmak değil fetişleştirilmiş bir nesneye sahip olmaktan ileri gitmiyor. Sanat yapıtları, sanatçıların düşüncesinin ve özgürleşme tarihinin birer nesnesidir. Ancak tek başına sanatı temsil etmezler. Yaratılışına anlam katan düşünce ve duygudan uzaklaştıkça sanat yapıtı da bir tüketim nesnesi olarak varlık bulur.

Devabil Kara bu projede galeri mekanını kamusal alanın entelektüel alanı olmaktan kurtarmak ve herkes için demokratik bir ortam yaratmak istiyor. Sanat yapıtının fetişleşmesinde en önemli etken olan sanatçı imzasının anlamsızlığına vurgu yapmak için galeriyi ziyaret eden, sanatçı ile görüşüp, sohbet etmek isteyen ve hatta sanatçı ile birlikte üretmek isteyen herkes için proje süresince ürettiği desenleri imzalayacak. Yine bu süreçte kendi üretimi dışındaki diğer çalışmalara da imzası ile sahiplenecek, böylece imzanın değersizliği üzerine bir söylem gerçekleştirmiş olacak.

Galeri farklı malzemelerle atölye alanına dönüştürülecek. Bu süreçte sanatçı üretimine devam edecek. İzleyici sanatçının üretim sürecine dahil olduğu gibi yapıtın hangi aşamada bitmiş sayılacağı konusunda da eleştirel bir ortamda söz sahibi olacaktır.

Tesadüfen galeri mekanında bulunan farklılıkları da yapıt-mekan olarak değerlendiren sanatçı, son on yıllık belleğimize bir gönderme yapmak için ‘’Suyun Plastiği- Khora’’ başlığıyla galeri mekanına yerleştirdiği kitap bloklarının üzerine on yıl içerisinde en çok kullandığı kavramlardan bir kaçının ilk harflerini neon olarak yerleştirecek: Ekoloji, enerji, demokrasi, adalet, savaş, falaket, kardeşlik, özgürlük, sosyal medya, yapay zeka, işgal, mülteci, ekonomik kriz, virus, darbe, tekinsizlik v.b

E, İ, K, S, D, A, F, Ö,

Sanat, suyun bir kabın içinde onun şeklini alması gibi toplumun şeklini alıp kendisini bununla mı belirler? Yoksa sanat toplumla arasındaki khorayı genleştirip topluma yeni şekil verebilir mi?”

Modern sanat galeri mekanının nötürlüğünün eksikl olduğu bilinen bir gerçektir. Tıpkı sanatçı ile konuşmak da maddesel veya kavramsal açıdan karmaşık gibi görünen- bir durum karşısında daha etkin, aktif, fikir içeren tepkiler verme olasılığına kucak açar. Sanat yapıtına bakma ve yapıtı seyretme alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmeye iter.

Orijinal belgeyi indir