MUSTAFA ASLIER YAZISI
Devabîl çalışmalarını yorumladığı bir yazında şu açıklamaları yapıyor: "Kolaj çalışmalarımda çizgi ve çizgiyle yüklediğim renkle yeni ritim ve düzenler bulmak istiyorum. Benim için biçimlerden ve formlardan arındırılmış salt çizginin ritmik hareketi ve psişik durumları duygularımın yansıtılması için yeterli bir elemandır. Duygularımı bilinen biçim ve formlara değil de çizgiye yükleyerek yeni düzenler bulup görsel hale dönüştürme çabasındayım. Çevremdeki nesnelerle duygusal bir bağ mevcut olduğunda, nesnenin bende uyandırdığı haz resim yüzeyinde bir obje olmaktan çıkıp onun bende uyandırdığı psişik durum çizgi ritmi olarak görsel hale dönüşmektedir. Böylece artık yüzeyde bilinen ve belli bir biçim imajı veren nesneden eser yoktur. Ancak onun bende uyandırdığı psişik bir yansıması vardır."
Devaîl KARA’yı resim sanatı öğrenciliği sırasında değil, 1987 yılında araştırma görevlisi olarak fakültemiz sanatçı-öğreticileri arasına katıldıktan sonra yakından tanımaya başladım. Fakültemizin özgün baskıresim atölyesinin bir çekici etkisi vardır. 1960 yılından beri fakülte çatısı altında çalışıp da bu çekiciliğe kapılmayan yoktur. Çekimin kaynağı başlangıçta sağladığı teknik ve malzeme olanakları idi. Giderek atölyede çalışan sanatçıların oluşturduğu ortamın çekimi de devreye girdi. Sanatçı sayısı artışına koşut olarak atölyelerde büyümeye ve çoğalmaya başladı. Fakültede ikinci bir özgün baskıresim atölyesi Resim Bölümünde kullanıma açıldı. Devabîl ayrıca kendi atölyesini de kurdu ve özellikle serigrafi tekniklerinde yeterli donanıma sahip. Teknik çeşitli olanaklar Devabîl gibi deneyci-araştırıcı sanatçıların bu davranışını daha da hızlandırıyor. Onun son yıllarda eserlerinde görülen renk ve doku zenginliğini yararlandığı tekniklerin olanakları ile açıklayabiliriz. Fırça..İle tuval ilişkisi sınırlarını aşan bir zenginlik. Ayrıca bu zenginlik fırça ve tuvale dönünce de sürüyor.
"Çizgiye yüklediği renklerle yeni ritim ve düzenler" bulmak istediğini söyleyen Devabil bunu başarıyor. Özellikle zengin soyut dokular gösteren bazı resimlerinde yineleme ritmi ön plana çıkıyor. Resmi oluşturan biçimsel olay veya birimlerin yinelenmesini genelde bazı eleştirmenler süslemeye yönelme şeklinde değerlendirilmektedir. Buna katılmıyorum. Süslemelerde asıl olan yinelemenin çağdaş resme katkıları olacaktır. Süsleme sanatları zengin bir ülkede yaşayan bir ressama bu kaynağın, çağın değerlerini yaratan etkilemesi doğaldır. Sanatçı istemeden de bu sonucu doğurabilir. Devamlı kendisinin ve çağın yenisini ararken bulabileceği sonuçlardır bunlar. Ulaşılması gereken, tarihsel süslemelerdeki bir boyutlu (tek sesli) anlatımı çok boyutlulaşa (çok sesliliğe) ulaştırabilmektir. Devabil’in, özellikle son resimlerinde özgün bir çok boyutlu anlatımı yakaladığını görüyoruz. Batı resminde, özellikle rönesanstan sonra, objektif yaklaşım resim sanatında egemen olmuştur. Salt soyut resim yapanlarda bile, görsel öğelerin gücü objektif yaklaşımla ele alınmıştır. İzlenimciler de renk ögesini objektif değerlendirme ile yüzeye çıkarmışlardır. Çağımızda ise sanatçı, resim olayını, doğal dünyaya veya ögeler dünyasına dayanarak yaratırken, bu dünyaların insanla, özellikle kendisi ile hem akıl hem duygular kanallarıyla etkileşim sağlayacak bir sonuca ulaştırmak durumundadır.
Devabil bu yolda başarı ile çalışmasını sürdürüyor. Söylediği gibi onun resimlerinde biçim imajı veren nesneler yok artık. Resimlerinin kendileri birer sanat nesnesi olma yolunda.
Mustafa ASLIER
Metnin sonunda yazar adı yer alıyor. Başka bir sayfa veya dosya varsa onu da yazabilirim.