SÖZCÜKTEN EVVEL ÇIZGI VARDI EDIT
“Dilin Söyleyemedikleri” Yolculuk – İz – Bellek
Sözcükten evvel çizgi vardı. İnsan kendisini çevreleyen dünyayı çizdi. Çizgi büyüydü. Sahip olmak, gücüne güç katmak için çizdi her şeyi insan. Duvarlara kazıdı yaşamı. Gözüyle gördüğü, belleğine kattığı ama diliyle söyleyemediği her şeyi kazıdı duvarlara; kendi izini bıraktı. O duvarlar da belleğimiz oldu bizim.
Yıllardır zamanın katmanları arasında gezinen, sanatsal dilini izlerin bize söyledikleri üzerinden oluşturan Devabil Kara, tarihsel belleğin güncele ve geleceğe aktardıklarına işaret ediyor. Onun tuvallerinde tarihin katmanları beliriyor. Sonra bir yolculuk başlıyor bu katmanlar arasında. Tuvallerinde beliren izler, kendiliğinden taşıveriyor sınırlarından. Bir balinaya dönüşüveriyor imgeler bu kez. “Beyaz Balina” bir yolculuğa çıkıyor tuvallerle birlikte. Valide-i Atik’ten başlıyor yolculuk. Beş yüz yıllık bu külliye, zamanın kendine bıraktığı her ne varsa sanatçıya aktarıyor hepsini. Sanatçı da kendi izini bırakıyor bu yaşlı binaya. Bir katman da kendisi oluşturuyor. Ardından galeride sürüyor yolculuk. Külliyenin kocaman alanından çıkan işler, galeri mekanını zorluyor. Seksen yıllık binanın duvarlarını kazıyor Kara; bir balina, bir sandalye, bir de çekirge konuyor duvarlara. Şimdi de “Dilin Söyleyemedikleri”ni çağdaş bir mimari alanda söylemeye devam ediyor sanatçı. Kendi sözünü söylerken, duvarlarınkini de dinliyor. Bu kez ışıkla bırakıyor izini Kara. Balinanın aksi duvarlara ışıktan çizgilerle düşerken, yolculuk da burada son buluyor…
Öznur GÜZEL KARASU Ekim 2010