Devabil Kara

Tarih boyunca toplumlar, ulusal kimliklerini yazarlarının, filozoflarının, bilim insanlarının, sanatçılarının ve heykeltıraşlarının eserleri aracılığıyla oluşturmuşlardır. Böylesine güçlü bir kültürel miras, günümüz insanına bilim ve sanat dünyasıyla kolaylıkla bağ kurma olanağı sağlamaktadır.

Dünyanın her yerinde sanatçılar, ister tarihten gelen imgeler aracılığıyla ister teknolojik gelişmeler yoluyla olsun, yaşadığımız dünyayı eserlerine yansıtırlar. Aynı durum ülkemizin sanatçıları için de geçerlidir. Anadolu uygarlıklarının mirasını özümseyerek sanatına taşıyabilen sanatçılarımız, geçmiş ile gelecek arasında kurulan ilişkinin en önemli temsilcileri arasında yer almaktadır.

Betimleyici sanatın bütün alanlarında sanatçı seçici davranır. Yapıtını izleyiciye sunmadan önce, sahip olduğu tüm kişisel birikimi ve görsel imgelerden oluşan özel dünyasını eserine aktarır.

Soyut sanat ise sanatçı ile izleyici arasında farklı bir ilişki kurar. 1982 yılında resim çalışmalarına başlayan Devabil Kara’nın eserlerinde de bu ilişki açıkça görülmektedir. Üniversite sonrasında gerçekleştirdiği tuval resimleri ve baskı çalışmalarında deneysel yaklaşımı ön plana çıkmaktadır. Heyecan verici renk çeşitliliği, zengin dokular ve geometrik kesinlik, günümüz sanatçısında bulunması gereken düşünsel birikimi yansıtmaktadır. Devabil Kara’nın eserleri, izleyiciyi giderek hem daha derin hem de daha yalın bir dünyaya taşıyan maceralı bir yolculuk gibidir.

Başlangıç döneminde renk zenginliği ve yoğun teknik ayrıntılarla dikkat çeken Devabil Kara’nın eserleri, bu sergide çok daha yalın bir anlatım sergilemektedir. Yapıtlarında renk, biçim ve geometrik düzen hâlâ varlığını sürdürmekte; ancak yeni kompozisyonlarında daha sade ve güçlü renk lekelerine yönelen bir anlayış göze çarpmaktadır.

Bir sanatçının simgesellikten tamamen uzak durması mümkün müdür? Bu sergide Kara, resimlerine geçmiş ile gelecek arasında uzanan bir köprü olmayı simgeleyen merdiven imgesini dahil etmektedir. Mavi, sarı ve yeşil tonlarında görülen bu sade ahşap merdiven, adeta sonradan eklenmiş bir öğe gibi kompozisyonlara yerleşirken, sanatçının tuvale mimari bir bakış açısı kazandırdığını da düşündürmektedir.

Neredeyse görünmez durumdaki bir sandalyenin gölgesi, kalın boya katmanlarının oluşturduğu yüzeylere yansımaktadır. Bu ilişki, sevgiye, tutkuya, belki de aşka dayanmaktadır. Bir başka tuvalde ise merdiven, diğer biçimlerin parçalanması yoluyla ifade edilmiş; eser adeta bir çözülme ve dağılma duygusunu yansıtmaktadır.

Devabil Kara’nın eserlerine baktığımda, genç sanatçının teknolojiden ne denli etkilendiğini görmek zor değildir. Resmettiği nesnelerin üzerinde çeşitli kodlar yer almaktadır. İnsanların kodlanmasının giderek olağan karşılandığı bir çağda, sanatın nesnelerinin de kodlanmaması için bir neden var mıdır? İşte çağdaş sanat, hayal gücünü cesurca kullanabilen yaratıcı sanatçılara bu noktada yeni bir zenginlik sunmaktadır.

Renk, biçim, kurgu ve denge açısından güçlü yapıtlar üreten Devabil Kara, ünü Türkiye sınırlarını aşmaya aday önemli sanatçılarımızdan biridir.

Kendisinin gelecekte gerçekleştireceği çalışmalarında ve açacağı sergilerde başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.

Feriha Büyükünal

Orijinal belgeyi indir