ALI ŞIMŞEK, GÖLGE BELLEK-2
Gölge Bellek: Belirsizin Estetiği
Ali Şimşek
“4. katman”uzak geçmişi işaret ettiği gibi
yakın geçmişi ve anı da içerisinde
barındıran, bilinmeyenin, boşluğun ifadesidir. “
Devabil Kara
Modern anlamıyla bellek, ya da bilinç dışını kalıntı ve katmanlarla ifade etmeyi biraz da psikanalize ve Freud’a borçluyuz sanırım. Freud için Vezüv yanardağının lav ve külleri altında kalmış “günahkar” Pompei’den arta kalanlara benziyordu biraz bellek. Eskimiş, pörsümüş, katmanlaşmış ve belirsiz kabartmalarıyla bir tür gölge. Haz ve günaha uç veren bir dünyadan arta kalanların vahşeti ve de suskunluğu…
Devabil Kara resmi en çok belirsizin ve hafızanın estetiğidir benim için. Üzerinize sökün eden renk, vuruş, boya sürüş hep bir açık uçluluğa ve iz’e davet eder gözü. Belirsiz; çoğulluktur, doğaçlamayı çağıran bir davet, ama en önemlisi belleğin kalıntısı. Hafızanın görsel ifadesi… Belleğin silik izleri biraz da belirsizlik.
Kara, 1990 yıllarından günümüze ‘İzler ve Gölgeler’, ‘4. Katman’, ‘Çizginin Ötesi’, ‘Egonun Ekolojisi’, ‘Dilin Söyleyemedikleri’ , ‘Yolculuk, İz, Bellek’, ‘Dilin Söyleyemedikleri M-25’ başlıkları altında gerçekleştirdiği projelerin bir devamı olan ‘Gölge Bellek’de de önceki çalışmalarının temel kavramsal sorunsalı olan bellek üzerine yoğunlaşıyor yine.
Üst üste binmiş, dağılmış, pütürleşmiş, bir tür “delici-punktum” gibi hatırlamanın yarasına dönüşmüş renkler… Aniden açılıveren bir yara gibi. Görünür olmak için bekleyen… Unutulmuşun aniden hatırlandığı varlığın yarası.
Devabil Kara bir 4. Katmanı arıyor hep. Pentürün kendi üstüne kıvrılmış arkeolojisi gibi. İzler ve gölgelere yayılmış zengin bir havuzdan besleniyor. Bazen monokromlaşan bazen selüloz tırtıklarıyla başka bir renge uç veren, ama hep rengin kendi diliyle, “dillendirilemeyen” bir belleğin izinde bir süreç bu.
Zaman zaman silik tanıdık imgeler görsek bile belirsizliğe değen nesnelerdir bunlar. Silinen, uçuşan sandalyeler gibi.
Mavi farklıdır Kara’da. Anlık nefes almamıza izin verir sanki, kayıp bir bellek arayışında azıcık bir güç…
Günümüzün söyleme dönüşmüş sanatı düşünüldüğünde, Kara’nın resminde gölgesiyle sızıvemiş “söylenemeyen” duru hemen yanı başınızda.
Yığılan, dağılan, birbiri üstüne devrilen, örten, katılaşan renkler… Aniden transparanlaşan bir eyleme uç verecek gibi derinlerde yatan bir hafızaya davet eden bir mekanla beraber. Tuvalde aniden beliren geometrinin, “uygar” pürüzsüz formların bastıramadığı bir örtük gölge hafıza.
Pürüzlü olan ile pürüzsüzlüğün karşıt birlikteliği.
Kara’nın espası, izlerin dolandığı renkler ani sapmalara gebedir çoğu zaman. Aniden yoğunlaşan boya, seyrelmeye de eğilimlidir. Nefes almaya ve umuda…
Kat etmek eyleminin katman ile yakın bağı var. Kökensel akrabalığı da… Öteye, ileriye bir serüven; ansızın geriye de dönen. Ya da geri dönemeyecek olan!
Katman daha dikey bir eylem ister gibi; ama öyle değil… Katman kendini daha çok yatayda zenginleştirir çoğu zaman. Devabil Kara, iz, gölge, katman ve hafızanın peşinde bu yataylığı verimli kullanıyor.
Gölge hep vardır… Bellek ve anımsama da…
Resmin olacağı gibi.