• Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Küreselleşen Kennte Ruhunu Satmadan Sanatçı Olmak

KÜRESELLEŞEN KENTTE  “RUHUNU SATMADAN SANATÇI OLMAK” Medeniyetler zincirinin önemli bir halkası olan kentler dünya siyasi ve kültür tarihinin değişiminde önemli roller üstlenmişlerdir.  İdari ve nüfus sayımsal olduğu gibi sosyo-kültürel olmak üzere iki boyutu olan kent kavramını Karl Max, üretim araçlarının, ticaret mallarının, gereksinimlerin toplanmış olduğu, yüksek zevklerin temsil edildiği yer olarak tanımlar. Emile Durkheim, kenti işbölümü ve dayanışma kavramları ile ilişkili olarak ele alırken, Max Webele kentin siyasal ve ekonomik biçimini önemser.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

İstanbul Bienali Sermaye ile Buluştu Sanat İyimser Oldu

İSTANBUL BİENALİ SERMAYE İLE BULUŞTU,  SANAT İYİMSER OLDU “İmkânsız Değil, Üstelik Gerekli: Küresel Savaş Çağında İyimserlik” Toplumsal bilincin oluşmasında etken olan sosyal ve politik olaylar sanatın tavrını da belirlemektedir. Sanatçı kalıplaşmış toplumsal değerleri yargılarken, aynı zamanda insan yaşamını riske eden sosyal, ekonomik, dinsel ve politik olaylar karşısında ürettikleriyle, düşünceleriyle, eylemleriyle tepkisini gösterir. Çağımızın son elli yıllı insanlık tarihinde daha önce görülmedik bir hızla değişen sosyolojik, politik, ekonomik değişimlere uğramıştır. Buna paralel olarak da sanat sahnesi belli dönemlerde radikal değişimlere sahne olmuştur.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Güncel Sanatta Yaratıcılık Sorunu

GÜNCEL SANATTA YARATICILIK SORUNU Sanatçının biçimlendirme sürecine katılması çevresindeki dünyayı algılama sürecine girmesi ile eş zamanlıdır. Bu özel bir çaba gerektiren yaratıcı bir eylemdir. Bu eylemde sanatçı zihinsel imgesini daha önceden var olan imgelerle çakıştırır; eğer, ortak bir duyarlılık ve bilinçle bunları birleştirebiliyorsa sanat yapıtı oluşmaya başlar.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Görsel ve İçsel Dünyanın birlikteliği Sonucu Yaratılan Görüntü

GÖRSEL VE İÇSEL DÜNYANIN BİRLİKTELİĞİ SONUCU YARATILAN GÖRÜNTÜ Görsel dünya ışık değerleriyle oluşturulmuş bir kaostur.Bizde bu kaosun içerisinde yaşıyoruz. Sürekli değişim içerisindeki bir kaosun içinden birleştirilmiş varlıklar, başka bir değişle görsel imaj denilen deneyim biçimlerini çıkartıyoruz.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Görsel Alan ve Retinal Alan Üç Boyutlu Alan ve Resim Alanı

GÖRSEL ALAN VE RETİNAL ALAN: ÜÇ BOYUTLU ALAN VE RESİM ALANI Sanat eğitimi veren kurumların öğrenciye,  yaşadığı dünyayı algılama ve bunları yorumlayabilme becerisi kazandırabilecek bilgi ve donanımları vermesi gerektiği gibi aynı zamanda  görsel duyumlarını zihinsel açıdan destekleyebilecek ortamları da yaratmalıdırlar. Bunlar şüphesiz ki süreli yayınlar, paneller, söyleşiler v.s kültür etkinliklerdir. Yayın alanında ihtiyaç duyulan bir sanat gazetesi çıkarmasından dolayı gazete sahibi ve editörü sayın Ümit Gezgin’i kutlar yayının uzun ömürlü olmasını dilerim.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Görsel Alan ve Görsel Dünyanın Algılanması

GÖRSEL ALAN VE GÖRSEL DÜNYANIN ALGILANMASI Yaşadığımız kapalı bir mekanda bildiğimiz objelerin boyutlarını, bize olan uzaklıklarını tespit etmeye çalışırız. Bu mekanda var olan her obje birbirleriyle ilişki içerisindedir. Bulunduğumuz mekandan dışarı baktığımızda ağaçlar, binalar vs .görürüz. İşte bunu görsel dünya olarak tanımlayabiliriz. Bu daha önce gördüğümüz, tanıdığımız sıradan günlük yaşantımızın dünyasıdır. Buradaki bütün cisimleri durağanlığıyla, katılığıyla, hareketleriyle ve konumlarıyla görürüz.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Elektronik Çağın Futürizmi ve Sanat Ortamının Değerleri

ELEKTRONİK ÇAĞIN FÜTÜRİZMİ VE SANAL ORTAMIN DEĞERLERİ Son 20 yılda teknoloji alanındaki hızlı gelişim, dünya halklarının ve bireylerin hem sosyal ortamlarına, hem de psikolojik anlamda yaşamlarına daha evvel tanımadığımız yeni bir yaşam ve oyun alanı getirdi. Yaşantımıza sanal gerçeklik, sanal suçlar, internet etiği, sanal seks gibi yeni terimlerle giren, kendinden önceki tüm medya olanaklarını bir araya toplayan bu yeni teknoloji hipermedya olarak adlandırılıyor.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Çağımızın Estetiğini Oluşturan Genç Sanatçılarının Çalışmaları Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi 3. Uluslararası Öğrenci Trianeli Sergisindeydi

ÇAĞIMIZIN ESTETİĞİNİ OLUŞTURAN GENÇ SANATÇILARININ ÇALIŞMALARI MARMARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ 3. ULUSLARARASI ÖĞRENCİ TRİANELİ SERGİSİNDEYDİ Çağımızdaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler, özellikle görsel iletişim araçlarının çoğalması gözümüzü sürekli bir görüntüler bombardımanına tutmaktadır. Yani görsel imgelerle dolu bir kaos içerisinde yaşamaktayız. Gün geçtikçe çeşitli yeni formların, çizgilerin, sembollerin, kelimelerin çoğalması bu kaosu daha da artırmaktadır. Işık değerleri ile oluşturulmuş bu kaosta göz retinası kendine göre ayıklamalar yaparak algılamak istediği objelere yönelir. Böylece kaos göz retinası sayesinde bir ölçüde önlenmiş olur. Sanatçı seçici olma özelliğiyle bu kaostan kendini kurtarır. Kendine yeni görsel alanlar bulması sonucunda bunları biçimlendirerek paylaşabileceği görsel imgeler dünyası yaratır.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

Boşluğun Anlamı

BOŞLUĞUN ANLAMLILIĞI Sanatçının iç gözü görsel dünyayı algılarken oluşturduğu imgeler, sanat yapıtının oluşumundaki ilk malzemelerdir. Çevresindeki objelere  yaklaşımı, görsel alanı algılaması, daha da önemlisi böyle bir alanı sezilerine dayanarak bulması ve imgeyi oluşturması bütünlük gösterir. Farklı bir arayış içinde olan sanatçı aynı zamanda kendisini seçici olma özelliğiyle de ortaya koyar.

Devamını Oku
  • Devabil Kara
  • Posted by Devabil Kara
Kasım 20, 2016

20. Yy Eğitim Sitemi, Disiplinler Arası Sanat Eğitimi

20.YY EĞİTİM SİTEMİ, DİSİPLİNLER ARASI SANAT EĞİTİMİ Disiplinler arası kavramının orijini ile ilgili farklı görüşler vardır. Bunlardan bir çoğu bizi İ.Ö 347 tarihine, disiplinler arası düşünürler olarak tanımlanan Eflatun, Aristo, Hegel, Kant ve diğerlerine götürür. İkinci görüş ise bu kavramın 20.yy' ın bir fenomeni olduğunu savunur. Modern eğitim reformları, araştırmaların, bilgiye ulaşma yolunun disiplinler arası sınırlar dogrultusunda hareketle olacagını ifade eder ve modern kavranında kökleştirir.19.yy' da disiplinler arası bir çok olgunun etkisiyle ortaya çıkmıştır. Pozitif bilimler, analitik düşünce sistemi, endüstri devrimi, teknolojinin ilerlemesi, feodal sistemin çöküşü v.b. Bu doğal gidişin sonucunda disiplinler arası kavramının 20.yy' da çıkması tesadüf değildir. Kavram genel eğitim sisteminde ve sosyal bilimlerde görülmeye başlamıştır. Aklın gelişimi bilinen farklı iki doktrinle açıklanmaya çalışılmıştır. Bunlardan birisi (Konsentrasyon doktrini) aklın tam olarak ve sadece bir ilgi alanına yogunlaştığı zaman geliştiğini, diğeri (Correlation doktrini: Karşılıklı ilişki) ilgili konularla da bağlantı kurulması gerekliligini vurgular. Birçok teorisyen bu iki kavramın ayrımını yapmaya çalışmışlarsa da çoğu teorisyen iki terimi benzer olarak kullanmışlardır.

Devamını Oku